Neler yeni

Welcome to Cidar - Hak Yolunda... Hak üzere...

Forumumuza hoş geldiniz, burada birçok faydalı içerik ve aktif bir topluluk sizi bekliyor, ancak tüm özelliklerden yararlanabilmek ve paylaşımlara katılabilmek için kayıt olmanız gerekmektedir.

Leheb Suresi Tefsiri

Admin

Yönetici
Katılım
19 Şub 2025
Mesajlar
180
Tepkime puanı
0
Puanları
16
1- تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ “Ebu Leheb’in iki eli kurusun!”

“Ebu Lehebin iki eli”nden murat, şu ayette nazara verildiği tarzdadır:

“Kendinizi ellerinizle tehlikeye atmayın.” (Bakara, 195) Yani, kendisidir.

Denildi ki: Ebu Lehebin iki elinin ayette nazara verilmesi şundandır:

(Önce) en yakın hısımlarını uyar.” (Şuara, 214) ayeti nazil olduğunda Hz. Peygamber akrabalarını topladı ve onları uyardı. Ebu Leheb bunun üzerine “Elin kurusun! Bunun için mi bizi çağırdın?” dedi ve Hz. Peygambere atmak için yerden taş aldı, bunun üzerine bu ayetler nazil oldu.

Denildi ki: Ebu Lehebin iki elinden murat, dünyası ve ahiretidir.

İsmi varken birisini lakabıyla söylemek aslında ona bir iltifat sayılmakla beraber, Ebu Leheb bu lakapla tanındığından ayette lakabıyla ifade edildi. Keza, asıl adı Abdül Uzza olmasından, ayette bu şekilde bahsi uygun görülmedi.

Ayrıca Ebu Leheb, cehennem ehlinden olduğundan “Alev babası” anlamındaki bu lakabın söylenmesi, onun hâline daha uygun oldu.

Veya böyle denilmesi ayette cehennem ateşinin tasvirinde geçen

ذَاتَ لَهَبٍ “zâte leheb” ifadesine uygunluk arzetmesi, cinas teşkil etmesi içindir.

وَتَبَّ “Zaten kurudu da.”

Ebu Leheb hakkındaki bedduadan sonra gelen bu ifade, geçmiş zaman sığasıyla bu helâkin vuku bulduğunu anlatır. İlerde olacak bu helâkin geçmiş zaman sığasıyla anlatılması, vukuunun muhakkak olması sebebiyledir.



2- مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ “Ona ne malı fayda verdi, ne de kazancı.”

Ayetteki مَا “ma” ifadesi hem nehiy hem de soru için olabilir. (İstifham-ı inkârî)

Birinciye göre mana: “Ona ne malı fayda verdi, ne de kazancı.”

784 b Beydâvî Tefsiri

İkinciye göre mana: “Onun malı kendisine ne fayda verdi ve ne kazandı?”

Onun başına helâket geldiğinde malı da, malıyla kazanmış olduğu kârlar, sosyal statü ve kendisine tâbi olanların varlığı gibi sonuçlar da ona bir fayda sağlamadı, felâketten kurtaramadı.

Kazancından murat oğlu Utbe de olabilir. Onu korumak için kervanın tam ortasına aldıkları hâlde Şama giderlerken bir arslan gelip kendisini parçalamıştı. Ebu Leheb de Bedir savaşından kısa zaman sonra “adese” denilen çiçek hastalığı gibi bir hastalıkla helâk olup gitti. Üç gün yanına uğrayan olmadı, kokuştu. Sonra yakınları, bazı köleleri ücretle tuttular, onlar defnettiler.

Bu yönüyle ayet gaybtan haberdir. Haber verdiği gibi vuku bulmuştur.



3- سَيَصْلَى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ “O, alevli bir ateşe girecektir.”

Ayette “Ebu Lehebin artık imanı imkânsızdır çünkü akıbeti Kur’anda zikredilmiştir” manasına bir delâlet yoktur. Çünkü cehenneme girmesi fıskından dolayı da olabilir.



4- وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ “Karısı da odun hamalı olarak (onunla beraber girecektir).”

Ebu Lehebin hanımı, Ebu Süfyanın kızkardeşi olan Ümmü Cemildir.

Ümmü Cemil, Hz. Peygambere düşmanlığı sebebiyle ortalığı kızıştırır, Hz. Peygambere ezada bulunması için kocasını kışkırtırdı. Bu haliyle o, bir cehennem odunu gibi idi.

Veya “odun hamalı” ifadesinden murat, söz taşıyıcılığı olabilir. Çünkü Ebu Lehebin eşi, söz taşıyıcılığı yaparak düşmanlık ateşini yakıyordu.

Veya bundan murat dikenleri taşımasıdır. Bunları taşır, gece vakti Hz. Peygamberin geçeceği yollara saçardı.



5- فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِّن مَّسَدٍ “Boynunda da hurma lifinden bir ip olacaktır.”

Ayette, Ebu Lehebin eşinin boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğunu söylemek, onun itibarını tahkir içindir. Bu ifadede, onu boynuna taktığı ipe bağlı olan odunları taşıyan oduncu bir kadın şeklinde tasvîr vardır.

Veya ayet onun cehennem ateşindeki hâlini beyandır. O, sırtına zakkum ve dari’ gibi olan odunları alıp taşıyan ve boynunda ateşten bir zincir olan bir cehennem oduncusudur.

Hz. Peygamber şöyle buyurur:



“Tebbet sûresini okuyan kimseyi, Cenab-ı Hakkın Ebu Leheb’le aynı yerde bir araya getirmeyeceğini umarım.”
Yazar:
Prof.Dr. Şadi Eren
 
Üst Alt